rahim kanseri, rahim kanseri belirtileri, rahim kanseri tedavisi, rahim kanserinin belirtileri, rahim kanseri nedir, rahim kanseri ameliyatı, rahim kanseri aşısı
Rahim kanseri veya tıbbi literatürde “uterin kanser veya uterus kanserleri” denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan (rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. Bu kanserlere “endometrium kanseri” de denir.
Kadınlardaki tüm kanserler arasında dördüncü sırada olup, aynı zamanda en sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 50-60 yaşları arasında görülür.
Rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. İlk önce rahim ağzı (serviks), tüpler ve yumurtalıklara doğru yayılır. Daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar. Bir kanserin lenf veya kan yoluyla yayılması olayına “metastas” denir.
Uterus (Rahim) Kanserlerinde Risk Faktörleri
Geç menopoz
Çocuk doğurmamış olmak
Genç yaşlarda adet düzensizlikleri, adet gecikmeleri, PCOS
Şişmanlık (Obesite)
Hipertansiyon
Şeker hastalığı (Diabetes mellitus)
Endometrial hiperplazi öyküsü olanlar
Önceden doğum kontrol hapı kullanmış veya kullanmakta olanlar rahim kanseri ve yumurtalık kanseri için risklerini azaltırken, rahim ağzı (serviks) kanseri için risklerini arttırırlar.
Rahim (Uterus) Kanserlerinde Ne Tür Şikayetler Olur?
Rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası dönemde vaginal kanamalar iken adet gören kadınlardayse düzensiz adet kanamaları şikayetleridir.
ÇOK ÖNEMLİDİR! Menopoz sonrası kanaması olan veya 40 yaş sonrası artmış (özellikle pıhtılı) vaginal kanama şikayeti olan tüm kadınlar rahim kanseri riskine karşı doktora başvurmalıdır.
Ayrıca periyodik jinekolojik muayeneler sırasında vaginal ultrason ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığı ölçümü de rahim kanseri hakkında fikir verebilmektedir.
Menopoz sonrası yıllarda kalınlaşmış bir endometrium izlenmesi durumunda da hastalar kanser açısından değerlendirilmelidir.
Pap-smear testi rahim kanseri erken tanısında kullanmaya elverişli bir test değildir. Bu test daha çok rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında önemlidir.
Rahim Kanserlerinde Tanı Nasıl Konulur?
Rahim kanseri kesin tanısı, rahim içersinden kürtaj yolu ile parça alınması (probe küretaj veya fraksiyone küretaj) ve bu parçanın mikroskop altında bir patoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ile konur.
Patolojik değerlendirmede rahim kanseri tanısı konmuşsa, kanser hücrelerinin davranış potansiyelini gösteren hücresel “grade” (kanserin derecesi) belirtilir. Bu aşamadan sonra rahim kanserinin yayılma derecesini saptamak için ek tetkikler yapılabilir.
Rahim Kanserlerinde Tedavi Nedir?
Rahim kanserinin tedavisinde cerrahi olarak rahimi almak (histerektomi operasyonu) temel prensiptir.
Operasyon sırasında hastalığın yaygınlığını saptamak amacıyla karın içersinden örnekler alınır, tüpler ve yumurtalıklar çıkartılır. Bunlara ilave olarak alt karın bölgesi ve aort damarı etrafındaki lenf bezlerinden de örnekler alınır.
Ameliyat sonrasında çıkartılan tüm parçalar patolojik değerlendirmeye alınarak hastalığın yaygınlığı saptanır.
Eğer kanser rahim dışarısına yayılmamışsa histerektomi tam kür sağlar.
Ancak kanser başka organ veya lenf dokularına da yayılmışsa ek bir tedavi gerekecektir. Bu tür ilerlemiş rahim kanserlerinde cerrahiden sonra radyasyon (ışın) tedavisi uygulanmaktadır. Çok özel bazı durumlarda ilaç tedavisi (kemoterapi) de rahim kanseri tedavisinde uygulanabilmektedir.
kıl kurdu, kıl kurdu belirtileri, kıl kurdu tedavisi, kıl kurdu ilaçları, kıl kurdu tedavisinde kullanılan ilaçlar, kıl kurdu video, kıl kurdu resimleri
Kıl kurdu hastalığı genellikle çocuklarda rastlanan parazittir.Dişileri 10, erkekleri 3mm boyunda olan bağırsak parasizlerinin, bireyde kör bağırsak, apandisit ve diğer bağırsak kısımlarının içyüzüne başlarıyla tutunarak orada kalırlar.
Hamile olan bir hanım geceleri makat civarına doğru hareket edip, bu yerdeki deriye ortalama 10.000 ila 15.000 arasında yumurta bırakır ve ölürler.Her yumurta bir embriyon ihtiva eder ve çok kısa bir süre içerisinde larva haline dönüşür.
Yumurtaların makattan alınıp ağza taşınması bağırsaklara tekrar yüzlerce yumurta oluşmasıdır.Ve bunlardan hemen larvalar çıkar.1 ay geçmeden bu yeni larvalarda yumurtlayacak düzeye gelirler ve aşağıya doğru inip makat derisi civarında yumurtalarını bırakırlar.
Özelliklere çamaşırlara dökülen yumurtalar dış ortamda da yaşamlarını sürdürebilirler.Ailenin bir ferdinde kıl kurdu bulunması halinde tüm aile bireylerinin tedavi için doktora başvurmaları gerekir.
kıl kurdu belirtileri:
Tansiyon aleti nasıl kullanılır, tansiyon aletleri, analog tansiyon aleti nasıl kullanılır, tansiyon nasıl ölçülür, manuel tansiyon aleti, mekanik tansiyon aleti, tansiyon aleti nasıl çalışır, tansiyon ölçüm aleti
Tansiyon aleti nasıl kullanılır
* Manşonunun havası iyice boşaltılır.
* Ölçüm yapılacak kişinin kolundaki atardamar el yarımıyla bulunur. Atardamar, dirsek kıvrımının iç tarafındadır ve baş parmak ya da işaret ve orta parmakaların uç kısımları ile kolayca hissedilebilir.
* Manşon, dirsek kıvrımının 3 ile 4 cm kadar üst kısmına doğru, içindeki hava torbası kol arterini ortalayacak şekilde ve kolu tam saracak şekilde, ne çok sıkı, nede çok gevşek olarak yeterli bir sıkılıkta kola sarılır.
* Steteskop kulaklığı ölçümü yapan kişi tarafından kendi kulağına takılır
* Steteskopun tambur kısmı (diyafram olan kısmı), manşonun altına tamamen girmeyecek biçimde, atardamar üzerine fazla bastırmadan koyulur.
* Pompanın ucundaki vana kapatılarak manşon basıncı, ölçüm yapılan kişide beklenen sistolik arter basıncı (büyük tansiyon) 15-20 mm Hg daha yüksek olacak şekilde arttırılır, ya da manşon basıncı artırılırken steteskop aracılığıyla sesler (Korotkoff sesler) dinlenir ve manşon basıncı, seslerin kesildiği basınçtan 15-20 mm Hg daha yüksek olacak şekilde arttırılır.
* Vanası yavaşça açılır manşon basıncının saniyede 1-2 mm Hg hızla düşmesi sağlanır ve bu esnada stetoskop aracılığıyla sesler dinlenir.
* Seslerin ilk geldiği anda manometreden okunan basınç büyük tansiyondur.
* Manşon basıncı düşürülürken ses gelmeye devam eder, daha sonra sesin şiddeti azalır ve bir noktada duyulmaz olur. Sesin duyulmadığı anda okunan basınç değeri ise küçük tansiyondur.
* Steteskop kulaktan çıkartılır ve manşonun içindeki hava tamamen boşaltılarak alet koldan çıkartılır.
* Manşonunun havası iyice boşaltılır.
* Ölçüm yapılacak kişinin kolundaki atardamar el yarımıyla bulunur. Atardamar, dirsek kıvrımının iç tarafındadır ve baş parmak ya da işaret ve orta parmakaların uç kısımları ile kolayca hissedilebilir.* Manşon, dirsek kıvrımının 3 ile 4 cm kadar üst kısmına doğru, içindeki hava torbası kol arterini ortalayacak şekilde ve kolu tam saracak şekilde, ne çok sıkı, nede çok gevşek olarak yeterli bir sıkılıkta kola sarılır.
* Steteskop kulaklığı ölçümü yapan kişi tarafından kendi kulağına takılır
* Steteskopun tambur kısmı (diyafram olan kısmı), manşonun altına tamamen girmeyecek biçimde, atardamar üzerine fazla bastırmadan koyulur.
* Pompanın ucundaki vana kapatılarak manşon basıncı, ölçüm yapılan kişide beklenen sistolik arter basıncı (büyük tansiyon) 15-20 mm Hg daha yüksek olacak şekilde arttırılır, ya da manşon basıncı artırılırken steteskop aracılığıyla sesler (Korotkoff sesler) dinlenir ve manşon basıncı, seslerin kesildiği basınçtan 15-20 mm Hg daha yüksek olacak şekilde arttırılır.
* Vanası yavaşça açılır manşon basıncının saniyede 1-2 mm Hg hızla düşmesi sağlanır ve bu esnada stetoskop aracılığıyla sesler dinlenir.
* Seslerin ilk geldiği anda manometreden okunan basınç büyük tansiyondur.
* Manşon basıncı düşürülürken ses gelmeye devam eder, daha sonra sesin şiddeti azalır ve bir noktada duyulmaz olur. Sesin duyulmadığı anda okunan basınç değeri ise küçük tansiyondur.
* Steteskop kulaktan çıkartılır ve manşonun içindeki hava tamamen boşaltılarak alet koldan çıkartılır.
bebeklerde gaz sancısı, bebeklerde gaz sancısı nasıl giderilir, bebeklerde gaz sancısı tedavisi, bebeklerde gaz sancısına ne iyi gelir, bebeklerde gaz sancısı ne zaman biter, bebeklerde gaz sancısı belirtileri, bebeklerde gaz sancısının giderilmesi, bebeklerde gaz sancısı nasıl giderilir izle
Birçok bebeğin gaz sorunu bulunmaktadır. Gaz bebekler i oldukça zor durumda bırakan bir sancıdır. Gaz sancısı olan bebekler ayaklarını yukarıya doğru çekerek ağlarlar. Genellikle bebeklerin dengesiz beslenmeleri gaz sancılarını artırmaktadır. Mesela şekerli su verilmesi, emziklerin bala ve pekmeze batırılması, doktor kontrolü olmadan erken ek gıdalara başlanması, meyve ve meyve sularının gerektiğinden fazla verilmesi ve yeterince olgunlaşmamış besinler gaz sancılarını artırmaktadır.
Bebeklerde gaz sancısı olmasının diğer bir nedeni de emziren annelerin yediklerine dikkat etmemelerinden kaynaklanır. Anne ne yer ve ne içerse anne süt ile birlikte bebeğe de geçer. Eğer bebek gün içerisinde devamlı hiç durmadan ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak bir açıklaması yok ise başka bir ifade ile sağlıklı ise bunu nedeni gaz sancısı olabilir. Gaz sancısı olan bebekler güçlerini bitirene kadar durmaksızın ağlarlar. Bu gaz sorununun önlenebilmesi için annenin gıdasına dikkat etmesi ve gaz yapıcı yiyecek ve içecekler den uzak durması gerekir.
Genellikle bebeklerde gaz olmaması için ne kadar çok önlem alınsa da yine de bu problemle karşılaşmamak kaçınılmazdır. Çoğunlukla bebeklerde gaz sorunu 3 ile 4 ay kadar sürmektedir. Daha sonra kendiliğinden geçmektedir. Aslında bunun yaşanması gereken bir gelişim süreci olduğunu bilmek ve paniğe kapılmamak gerekmektedir.
Bebeklerini emziren anneler gaz yapmaya neden olan bazı gıdalardan uzak durmalıdırlar. Mesela soğan, sarımsak,kuru fasulye, karnabahar brokoli, kepekli yiyecekler, lahana, portakal, limon ,greyfurt, kafein içeren içecekler, çikolata,çay,bulgur,karpuz gibi gıdalar bebeklerde gaz oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bebeklerini emziren anneler bu tür gıdalardan uzak durmaya çalışmalıdırlar. Ayrıca bebek emzirirken tutuş şekli ve sigara içmekte gaz sancısına neden olmaktadır.
Yumurtalık Kanseri, yumurtalık kanseri belirtileri, yumurtalık kanseri tedavisi, yumurtalık kanserinin belirtileri, yumurtalık kanseri evreleri, yumurtalık kanserinden kurtulanlar, yumurtalık kanseri ameliyatı izle
: Yumurtalık Kanseri :
Belirtiler özellikle ilk safhalarda genellikle anlaşılmaz. Bazı kadınlarda hiçbir evrede bir belirtiye rastlanmaz. Fakat ilk belirtiler karnın alt ya da yan kısmında ağrı ve şişkinlik hissidir.
İleriki safhalarda iştahsızlık, mide bulantısı, kilo kaybı, yorgunluk ve kısa soluk alıp verme gözlenebilir.
Yumurtalık Kanseri Teşhis
Yumurtalık kanserinin teşhisi oldukça zordur ve birçok kadın belirtileri için farklı ifadeler kullanırlar.
Yumurtalık Kanseri Tedavi
Yumurtalık kanserine yakalanmış birçok kadın için tümörü uzaklaştırmak amacıyla ameliyat önerilir. Bazıları ise kemoterapi ve/veya radyoterapi görebilmektedir. Önerilen tedavi yumurtalık kanserinin türüne, yayılma hızına ve sağlık durumunuza göre belirlenir.
Terlemek insan vücudunun termoregülasyonunu yani vücut ısısının sabitliğini sağlayan çok önemli bir fizyolojik olaydır. İnsan vücudunda 24 saatte ortalama 100 ml. kadar terleme olur, sıcak hava ve eforla birlikte ter miktarı 1,5-2 litreye kadar çıkabilir. Bazı kişilerde efor ve sıcak etkisi olmadan da fazla terleme görülebilir. Özellikle heyecanlı kişilik yapısı olan kimselerde bu durum sıkça görülür. En fazla ter bezi avuç içinde bulunur. Koltuk altı ve genital bölgedeki ter bezleri “apokrin bezler” olarak adlandırılır ve daha koyu, kokulu bir ter salgılanır. Vücudun diğer bölgelerindeki ter bezlerine ise “ekrin bezler” denir ve daha az yoğun, kokusuz ter salgılanır. Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Görgülü, terleme hakkında bilgi verdi ve ter önleyici ürün kullanımı ile ilgili önerilerde bulundu.
Ter önleyici kozmetik ürünler vücuttan toksik maddelerin atılımında sorun çıkarabilir
Apokrin bezlerin salgıladığı ter, insan vücudundaki bakteriler tarafından fermente edilir ve ortaya çevreyi rahatsız edici bir koku çıkabilir. Özellikle sıcak havalarda, ağır iş ve spor sonrası bu durumun olmasını engellemek için terlemeyi engelleyici ürünler sıkça kullanılmaktadır. Bu tip kozmetik ürünlerin çeşidi gittikçe artmaktadır, ancak terlemeyi önlemenin de insan vücudu için önemli zararları vardır. Terlemek, vücut ısısının korunmasında temel mekanizmadır ve çevre şartlarına karşı vücut ısısını korur, soğutur. Terlemeyi önleyici ürünlerin kullanılması ile özellikle sıcak havalarda ve ağır egzersiz sırasında vücut ısısı artışı ve buna bağlı halsizlik, kramp, kas ağrısı gibi rahatsızlıklar görülebilir. Yine terleme sırasında ter bezleri böbrek gibi çalışarak bir tür boşaltım organı görevi de görürler. Üre, tuz ve çeşitli toksinler ter bezleri ile vücut dışına atılarak kanın temizlenmesi sağlanır. Bol miktarda ve sık deodorant kullanımı sonucu vücudumuzdan deri yolu ile yapılan toksin atılımında aksama olabilir.
Pudralı deodorantlar vücutta sivilce nedeni olabilir
Özellikle katkılı ve pudralı ürünlerle ilgili önemli bir tehlike de, bu tip ürünlerin koltuk altı ve genital bölgede ter ve yağ bezlerinin kanallarının ağızlarını tıkayarak, geride birikim yapması ve yağ kistleri ile sivilcelenmenin artışıdır.
Su ve sabun en etkili çözüm
Doğal yollarla sık olarak uygun ph’da sabun ve su ile yapılan temizlik en fizyolojik ve sağlıklı olan temizliktir, sentetik ürünlerden mümkün oldukça kaçınılmalıdır
Biz kadınlar için topuklu ayakkabı her ne kadar seksi gelse de zararlarını görmezden gelmek kendi zararımıza. Yapılan bir araştırmayla ortaya çıkan sonuçlarda 10 kadından 4’ü ayaklarını rahatsız etse bile, herşeye rağmen topuklu ayakkabı satın alıyor. Alışverişe giden kadınların yüzde 37’si ayakkabıları rahat olmasa bile moda diye aldıklarını söylüyor.
Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz‘un açıklamasında yer alan bilgilere göre yüksek topuklu ve dar ayakkabı ile botların, ayak bileklerinde sinir sıkışmalarına neden olduğunu ve bu durumun ise kişileri ameliyata kadar götürebileceği uyarısında bulundu.
Topuklu ve dar ayakkabı giymenin ayak sağlığına zararları…
Dr. Mehmet Yavuz: “Ayak bileğindeki sinir sıkışmaları ayak parmaklarına doğru yayılan ağrı ve uyuşmalara neden olur. Ayrıca dize doğru yayılan ağrılar da olabilir. Eğer şikayetlerin yüksek topuklu ve dar ayakkabıdan kaynaklandığı uzun süre fark edilmemiş ise tablo ağırlaşır ve ameliyat şart olabilir. Bu nedenle ayaklarında ağrı ve uyuşma hissedenlerin muayene olarak mutlaka EMG (Elektromiyografi) çektirmeleri gerekiyor.
EMG’de sinir sıkışması (tarsal tunel sendromu) tespit edildiğinde önce ilaç tedavisi önerilir. Bu arada yüksek topuklu ve dar ayakkabı ya da botların giyilmesi yasaklanır. Ayağı ve bileği sıkmayan rahat ayakkabılar önerilir. Eğer sorun çözülmezse operasyonla sıkışan sinir kurtarılır” dedi.
Erkekler de sorun yaşıyor…
“Problem sadece kadınlarda da değil. Erkeklerin de yüzde 17’si dar ve uygunsuz ayakkabılardan dolayı sağlık sorunları yaşıyor. Ayak bileğindeki sinir sıkışmaları, daha çok bayanlarda görülmesine rağmen erkeklerde de azımsanmayacak derecede karşılaşılan bir durumdur.
Diğer taraftan, 2 bin kadın arasında yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; kadınların yüzde 80’i ayak bileğindeki sinir sıkışmalarından başka, ayak şişliği, tırnak batması, nasır gibi ayak problemleriyle de karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca yüksek topuklu ayakkabı giyilmesinin, ayakta ağrı ve şekil bozukluklarına neden olduğu bilinmektedir. Diğer bir önemli tehlike ise topuklu ayakkabının bacak kaslarında zorlanmaya yol açarak dizlerde kireçlenmeye sebep olmasıdır.”
Alınacak önlemler…
*Gerekmedikçe yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının,
*Dar ve ayağı sıkan ayakkabılar yerine ayağınıza en uygun ayakkabıyı seçin,
* Mümkün olduğu kadar ayakkabıyı çorapla giyin çünkü çorap bilekteki sinir sıkışmasını nispeten önlemektedir,
* Mümkün olduğunca alçak ve kalın topuklu ayakkabılar tercih edin. Unutulmamalıdır ki basılan alan ne kadar geniş ise denge o kadar iyi sağlanır,
* Özellikle şeker hastalığı ya da dolaşım bozukluğunuz varsa, sinir sıkışmaları konusunda daha duyarlı ve dikkatli olun ve belirli zamanlarda ayaklarınızı kontrol ettirin,
*Ayakkabı alırken, eğimi öne doğru daha hafif olan modelleri seçin.
*Ayakkabı seçerken bir an için durun ve bu ayakkabının giyerken size problem yaratıp yaratmayacağını düşünün.
Dr. Mehmet Yavuz
Nöroloji Uzmanı
Günümüzde birçok insanda görülen ve ortama rahatsızlık veren ağız kokusu birkaç yöntemle ortadan kaldırılabiliyor. Uzmanlar dişeti hastalığı, diş çürüğü, problemli dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunmasını sebepleri arasında gösterdiği ağız kokusunun, düzenli fırçalama ve diş hekimine gidilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini ifade ediyor.
Ayrıca, bu zamana kadar çok duymadığımız dilin fırçalanması da kokunun engellemesinde fayda sağlıyor.
Diş Hekimi Murat Sözmen, çevremizdeki birçok insanda ağız kokusunun büyük bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirtiyor. İnsandaki ağız kokusunun yüzde doksan nedeninin diş ve dişeti hastalıklarından kaynaklandığına dikkat çeken Sözmen, kokunun önlenmesi için düzenli diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın öneminden bahsediyor. Çünkü ağız kokusunun en temel sebebi diş aralarında kalan gıda artıkları. Bunun yanında ağızda kokuya sebep olan, çürük, problemli dolgu, dişeti çekilmesi ve diş taşı sorunu bulunuyorsa mutlaka bir diş hekimine gitmeniz tavsiye ediliyor. Çünkü dişlerinizi düzenli fırçalasanız da bunların tedavisi diş hekimi koltuğundan geçiyor. Devam
Son bahar mevsiminin gelemsiyle yaşadığımız günlerin daha da kısalmasıyla havalar soğuyor ve mikroplar yayılmaya başlıyor.Bu dönemdeki ısı değişiklikleri vücut dengesini de bozarak bir anda yatağa düşürebilir.
Son baharın başlangıcında vücudun dengelerini bozan ısı değişimlerinin yol açtığı en sık hastalık ise soğuk aldınlığıdır. Genel olarak üşütme ya da nezle adıyla ifade dilir. Soğuk algınlığının nedeni de bir çeşit mikrop olan virüslerdir. Virüs alan kişiler hapşırma ve öksürmeyle mikrobu havaya karıştırarak yayarlar ve sonucunda sağlıklı kişilerin havayı soluması ya da gözlerden alınan mikrop ile hastalık gelişir.
Oysa ki kış aylarında karşılaşılan soğuk algınlığı genelde daha hafif atlatılır hatta kendiliğinden geçer. Buna rağmen tüm dünyada en sık karşılaşılan ve iş gücü kaybına sebep olan hastalıklar kategorisindedir. Çocuklarda ve vücut direnci düşük kişilerde sinüzit, bronşit, orta kulak iltihabı ve zatürreeye sebep olabilir.
Çocukların soğuk algınlığına yakalanma riski daha fazla olduğundan çocuklarda daha sık görülür. Bebekler yılda dört beş kez hastalanırken, büyüdükçe bağışıklık sistemleri geliştiğinden hastalanma sıklıkları azalır. Buna rağmen erkek çocuklar kız çocuklara nazaran daha hassastırlar.
Yaşama alanları dar olanlarda ya da kalabalık ailelerde bulaşma daha kolay olduğundan nezle riski artmaktadır. Üstelik sigara kullanımı olan kişilerde solunum yolu hastalıklarına ve soğuk algınlığına yakalanma oranı daha fazladır. Vitamin eksiklikleri özellikle A vitamini eksikliği olanlar daha fazla risk altındadır.
Soğuk algınlığından korunmada ilk şart bol temiz hava ve hijyen çok önemlidir. Eller sık sık bol suyla yıkanmalı ve burun, göz gibi organların elle temasından kaçınılmalıdır. Hasta kişilerin eşyalarına dokunulmamalı ve bulunduğu ortamlar sürekli havalandırılmalıdır. Bu kolay bulaşan hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Hatta bilinen yaygın bir söz de; tedavi edilirse yedi günde, edilmezse bir haftada geçtiğidir.
En önemli tedavisi kesin olarak istirahattir. Burada amaç soğuk algınlığının belirtilerinin hafifletilerek giderilmesi ve hastanın rahatlatılmasıdır. İlaç kullanımında da dikkatli olmalıdır, antibiyotikler ise gereksizdir, üstelik kesin olarak zarar verdiği de biliniyor. Burunda oluşacak tıkanıklıklar için en iyi uygulama, yan etkisi olmayan serum fizyolojik kullanımıdır. Bu tuzlu suyun buruna damlatılması ve hasta odasındaki havanın nemli olmasının sağlanmasıdır. Çok gerekli durumlarda burun damlaları kullanılabilir ancak üç ya da beş gün süreden daha fazla kullanılmamalıdır.
Sitemiz Abiye Modelleri | Gece Kıyafetleri | Gece Elbiseleri | Abiye Modelleri | Gelinlik yeni eklenen haberleri mail yoluyla almak icin lutfen asagidaki kutucuga mail adresinizi girip "Uye Ol" butonuna basiniz!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||